« Önceki |

27/1/2009

hayat tevbesi

hayat tevbesi

Eylül 26, 2008

Alnımda hiç görmediğim derin satırlar… Gözlerimin altındakilerden çok farklı… Artık ne çok benziyorum anneme!

Hayrın içinde şer, şerrin içinde hayr… Hep aynı körlükle direndiğim, sabrettiğim ve katlandığım hayat, alnıma neleri yazdırdıysa sil Rabbim! Ben hiç yaşamadım, hiç bilemedim. Toyluğum hiç bitmedi.

Her defasında ilkti, yenilgilerim, her defasında ilk kez öylesi yanıldım. Biliyorsun, ben hep o cahil kızdım. Dediklerim o kadar büyüktü ve gölgesi o kadar çok yer kapladı ki karanlıkta kaldım. Gördüklerimi de yürüdüğüm yerleri de aslında hiç bilemedim. Çok düştüm, çok yaralandım ve ağladım. Ama hiç düzelmedi adımlarım, gözlerim hiç aydınlanmadı. Elimde rüzgâra sataşan bir mum… Çok ışık tuttum da ben hep karanlıktaydım. Biliyorsun hep çocukça oynadım. Yaşadığımdan habersiz çok harca(n)dım.

Şimdi pişmanlıktan bile emin olmaktan korkuyorum. Sanki bilirsem kaybolacak, sanki güvenirsem dağılacak, sanki seversem küçülecek… Allah’ım ben hiç yaşamadım. Bunca yıl içinde bulunduğum hayatın bir figüranıydım. İtildim bazen, bazen unutuldum. Hiç kaçamadım, gidemedim hiç. Şimdi yüzümde derin çizgiler, yorgunluğum ve yalnızlığım var. Kimsenin dokunamadığı… Sana benim diye sunabileceklerim bunlar. Şimdi, hayatın omuzlarıma yazdıklarını sil ne olur!

Doğumla ölmüş gibi, mutlu bir hayatı o an kaybetmiş gibi, ardına bakıp da yürür gibi, kendi kendini kandırır gibi, ben hiç yaşamadım Allah’ım. Ne olur sil hepsini!

 t.e

26/1/2009

...??


hâlâ yürüyorum. . . . . .

Enkazlar ardımda kaldı

yol da ardımda. . .



ne çok ağırlaştı bende zaman. . .

yürürüm; içine almaz beni su

oysa hâlâ yalnızım

hâlâ kendime ağır.



suyum ben

su...



ne ısıtır güneş beni

ne üşürüm ayazda

karanlıklarda avunur

meczup düşlerim





...



t.e.

26/1/2009

...



Hayat...

Kim demişti hayat karanlık diye

bir dostumdan işittim

mavi denizler gibi umutlar varmış

martı uçuşları bedavaymış gökyüzüne bakanlara

ve bakabilene mutluluk bedava...

t.e

26/1/2009

Son İntihar


geçiyor düşlerimden

gözlerimden

yürüdüğüm asvalt ve kaldırımlar

yorgunluğuma yük



aldığım soluklarda

ölü zamanlar

kesif bir hüznün kokusu

yalnızlık

bu gece karanlık ağır



aynada çamur kalbim

anılarım; tükenmez kalem

sahnelerde acı

sevmediğim kurtarıcılarım

intiharın hayatı

pişmanlık; ayak parmaklarım



sevdim yine de

hayat

tuzsuz bir su damlası okyanusta

benim





bir gün gözyaşı olacağım

sen ölürken atlayacağım gözlerinden

bu son olacak

hayat,

son intihar.


t.e

26/1/2009

....


I. -Farkediş-



Zaman inler oyar içimde
Her birinde ayrı bir gizim
Taşlar, kayalar?
Deliksiz bir uykudadır manzara
Baharı resmeder üzerimde güneş
Kim görür ki kaldırımlara ne yazar,
Adımlarımda biraz kan, biraz talan?




II. -Anlamak-

Mütemadi soluklarla rüzgâr,
Tehditler biriktirir ensemde.
Oysa hayat bir ölüm kadardır;
Koyu, ani ve bilinmeyen
Ve ölüm bir hayat kadardır;
Ucuz, asi ve beklenmedik


III. -Çözme-

Ben biraz hamur, biraz odun biraz da kayayım
Belki istekli;
Belki de meraklı
Zaman, insan ve yaşam,
Bedenimde ustalaşır.


IV. -Tohumlanma-

Asi değilim,
Suskunum, belki durgun bir su
Ya da gittiğim ince bir yoldur
Alışkın ve alıştığım;
Yani sessiz, belki ölü
Vasat bir solukta
Babasız bir ?ah?tan farksız?
Belki bundandır
Çakallar, sisler ve küller
En çok bana musallat
Fareler en çok bana?




V. -İsyan-

Marazî bir kibrin mazoşist çığlığında
Yasak türküler, mülteci propagandalar ve taklit düşler
Olay yeri incelemede polisler, coplar ve siren
Tutanakta gözyaşım, bölücü acılarım ve illegal suskunluğum
Sayılar, isimler, listeler?
Mahkemelerde zaman çöplüğü,
Uzayıp giden çaresizlik ve itham?
Hengâme içinde huzurum, yalnızlığım kadar berkemal.
Ellerimde kalbim, sakinim Azrail?imden


VI. ?Pişmanlık ve Vazgeçiş-

Ve bir intihar belki cinayet?
Vicdanlarda mizan kuyruğu
Ya deli ya da mahkûm olmalı şimdi
Belki kaçarım ölümün kaçıramadığından
Şah damarımdan ve günahlarımdan?




VII. ?Çözülme-

Nokta hangi virgüle vurulur?
Hangi kelime virgüle gebe?
Ve ben öylece
Hangi isme mıhlandım
Ve kaldım?
Söyle yaprak üstündeki ölüm
Toprak üstündeki ceset
Kitap üstündeki yemin
Söyle!
Dilime mühür vurdum,
Gönlüme hasret?
Bari senden duyayım
Her yerde iniltin dolanır
Söyle!
T.e

26/1/2009

Terk


terk

Beni anlamasın kimse,

ilişmesin rüzgâr dökülen yapraklarıma.



Biraz daha yalnız kalmalıyım,

Biraz daha sessiz



Ardımdakileri unutacak kadar

ve korkmayacak kadar, geleceğimden,

ayrılmalıyım

dilime düşen bütün hecelerden...



Gözümün gördüklerinden

ve tüm işittiklerimden

sessiz bi sürgün talep ediyorum!

Ve kör bir sis.



...

t.e.

26/1/2009

....


İnsanların kurak yüzleri geziniyor bu gece sokaklarda...

Haziran...

Ayaz gibi sokulur içime anılar,

Baba, hâlâ aynı asfaltta ısınır mı kanın?

Haziran işte,

Gidişin, dönmeyişin ve insanlar...

Anahtarı sende kaldı, kilitlenmiş çocukluğumun.

Sus baba! senle bağırıyor yokluklar.

Her kelimemde ayak izlerin...

İntiharlar damlar gözlerimden.

Haziran yine...

Penceremden ağıtlar süzülür.

Annemin umutları dikilir önüme.

Tırnaklarından sızan kan benim mi?

Sus baba sus

Sesini karanlık bir pusuda gizledi zaman

Konuşursan surlara üflenecek elimde hayat.



t.e.





30 Haziran 1993 anısına...

26/1/2009

. ? .


Artık dili mahpus bir deliyim.



Gecenin batık öfkelerimi kaşıdığı şu dem, ölesiye yorgunum, ölesiye uykusuz. Masallarla bulanmasaydı kalbim, çocukluğumdaki gibi uyuyabilirdim. Belki rüya bile görürdüm, mavili yeşilli...



Neden tanır beni insanlar? Nasıl tanır, ben bile bilemezken karanlıklarımı? Her tanıyış neden sırtıma yük olur? Neden dilim kadar hafif değildir yüreğim? Neden hiç inmez aklım tahtından?



Soru sormaktan ne zaman nefret etmeye başladım...



Ve ellerimden... ne zaman...

t.e

26/1/2009

Eski Dost'a


Sevgili dostum,



Yeni şeyler öğrendim, mataramda acılar... Meğer bitti dediğim şeyler, eksikmiş, meğer hayat dediğim kendi kurgularımla doluymuş.



Ne gördüğüm papatya bembeyazmış, ne de çamur dediğim kötü kokarmış... Basit sınıflamalar arasında karmaşıklaşan kurgularım, meğer pek de yavanmış.



İçim çok acıyor dostum, sanki bir sen kaldın bildiğim gibi olan. Hayatımda kalamayan...



Affetmekten vazgeçtim dostum. Dolayısıyla kızmaktan... Her mahkemede masumiyetimi bileylemekten vazgeçtim. Haklılık dostum, bir kibir yumağından başka nedir ki... Ve suçluluk daha çok kulluk değil mi?



Hâlâ kırık yanlarım var, hâlâ kırgın bi yanım. Demek ki hâlâ yolum var dostum, hâlâ okuyacaklarım...



Gönlümün değdiği her gönülde biraz hüzün, biraz haklılık ve biraz kızgınlık var. Hatalarla, sevaplar arasında koca koca sütunlar... Tövbeyi diline, affetmeyi kendine bırakan insanlar... Ah dostum, sevdiklerime bakan gözlerimde incinen dostluklar...



İçimde gam... İçimde hicran var. Gölgeler, gölgeler ve duraklar... Bu alem, bu aciz saraylar ve tahtlar arasında kayıp insanlar... Dostum, bu hayat gözlerimi ne çok yorar...



Benim için dua et dostum... Sözün, başka hayrı kalmadı dünyama.





Selam ve dua ile...

t.e

Bağlantılarım