« Önceki | Sonraki »

22/1/2008

İSRAİL'E BİR TAŞ, BAĞDAT'A BİR DUA GÖNDER

 

İSRAİL'E BİR TAŞ, BAĞDAT'A BİR DUA GÖNDER

 

Ellerini aç, gözlerini kapat, değiştir boyutunu!
İsrail'e bir taş, Bağdat'a bir dua gönder!
Maskeli baloların gösterişli hayat sahnesinde kalbinden kanlar damlayan insanların ellerinden tut!
Allah'ım ellerimden tut!

Ellerini aç, gözlerini kapat, değiştir boyutunu!
İsrail'e bir taş, Bağdat'a bir dua gönder!
Gözyaşlarını sev!
Tamda unutmuşken merhameti,
Hatırlamıyorken Peygamberlerin bildirgelerini,
Hissedemiyorken aşka, ayrılığa, hüzne, tebessüme, terkedilmişliğe dair paramparça düşünceleri,
Gözyaşlarını sev!

Ellerini aç, gözlerini kapat, değiştir boyutunu!   
İsrail'e bir taş, Bağdat'a bir dua gönder!
Her gece sabırsızlıkla uyuyup görmek istediğin barış dolu bir dünyanın hayallerini kur!

Düşün!
Bağdat'ın, Filistin'in, gülen çocukların ve sevginin sancılarını...
Hayallerini,
Hayatı,
Bir yılan gibi koynuna sokulan gecelerin koyu karanlığını ve geceyi orta yerinden bölen ölümü... Kaçmak gibi, kaçsan da kurtulamamak gibi, istemesen de ölmek gibi
Damarlarından zamanı pompalayan kalbinin göğsünden fırlayıp, Bağdat'lı bir çocukla çöle düşmesi gibi. Gözyaşlarını kanlı avuçlarında biriktirmek gibi...

Ellerini aç, gözlerini kapat, değiştir boyutunu!   
İsrail'e bir taş, Bağdat'a bir dua gönder!
Günbegün yeni çaresizlikler doğuran hayatın kollarından kurtul!
Çaresizliğinden,
Vurdumduymazlığından...
Bozkırlara terk edilmiş duyguların koynunda umut yetiştir!
Ölümün soğuk nefesini ensesinde hissedip, hayatını dağlara sürgün eden Bağdatlı çocukların ağırlaşan hayatlarını, çaresizliğini düşün!
Kalbini...

Ellerini aç, gözlerini kapat, değiştir boyutunu!
İsrail'e bir taş, Bağdat'a bir dua gönder!
Masum çocuklara,
Şefkatli analara,
Çaresiz babalara,
Gözyaşlarına,
Kalbine... Kalbime... Sessizliğimize...Parçalanmışlığımıza

 

nurdal durmuş

...

3/1/2008

MEVSİMLERİN BİZE KÜSMÜŞLÜĞÜ MÜ VAR?

I

Şimdilerde ben;
Geceleri yıldızları seyrettiğim penceremden, her gördüğüm buluta yeni bir nisan ısmarlıyorum kurumuş kalbime yağmurlar yağsın diye.
Her doğan güne yeni bir bahar ısmarlıyorum günbegün solan hayatıma renk katsın diye.
Her batan güne(şe) yeni bir sonbahar ısmarlıyorum ölümü hep hatırlatsın diye.
Her karamsarlığıma yeni bir ümit ısmarlıyorum çaresiz kalmasın diye.
Her dostuma, yeni bir vefa ısmarlıyorum sevdamız büyüsün diye.
Her geçen dakikaya yeni bir saniye, her saniyeye yeni bir saat, her saate yeni bir anlam ısmarlıyorum beyhude geçmesin diye.
Her baktığım aynaya yeni bir benlik ısmarlıyorum yab(l)ancı maskeler takmasın diye.
Her kapandığım secdeye yeni bir dua ısmarlıyorum beni “O” hiç yalnız bırakmasın diye.
Her yazdığım cümleye yeni bir harf ısmarlıyorum cümlelerim eksik kalmasın diye!

II

Bir de açan çiçekleri olmasa bahçelerimizin,
Uçan kelebekleri olmasa baharlarımızın...Sesleri uykularımızda yankılanan bülbülleri olmasa seherlerimizin,
Beş vakitte, beş sefer ferahlatan ezanları olmasa semalarımızın...
Daha çok kirleneceğiz.
Daha çok çirkinleşeceğiz.
Daha çok sağırlaşacağız.
Daha çok yalnızlaşacağız.

VI
Keşkeklerim, beklilerim, ölüm olmasa,
Cümleleri sonlandıran nokta olmasa,
Ruhumuzu arındıran dua olmasa,
Daha çok bunalacağız-bulanacağız!


(VI)
Mevsimlerin bize küsmüşlüğümü var? Ne kardelenler açtı bu bahar, ne de balkonlara, caddelere, sokaklara çiçeklerini savuran kiraz ağaçlarının kokusunu hisseden oldu. Ne allığına, morluğuna, saflığına, beyazlığına hayran olduğu gülün endamlı gülüşleriyle mutlu oldu bülbül, ne de ovalardan bayırlara, kırlardan yaylalara bal toplayan arılarla selâmlaşan çiçekler gördü baharı. Ne gecenin kalbi aydınlandı minicik bir ateşböceğiyle, ne de, sessizliği bozuldu vakitsiz bir baykuşla. Ne çocukların yüreğinden yıldızlara köprüler kuruldu masallarda, ne de âşıkların yüreğine Kaf Dağı’ndan hayaller çıkageldi. Ne Yusuf’a el uzatan kervanlar geçti buralardan, ne de pervazlara konan Yusufçuk kuşları bekledi pencerelerde. Her mevsimden geriye acı bir sessizlik, kocaman bir sessizlik kaldı.
Bilmem! Sanki hayat, yaşanmıyor gibi yaşanıyor. Artık baharlarda yok kapımızda! Yoksa mevsimlerin bize küsmüşlüğümü var?

nurdaldurmuş...