gidenlerin ardından, kalakalmak öylece
/kaybettiğin her şey başka bir surette geri döner.
halvette kırk gün-mıchaela mihriban özelsel/
kayboldum sokağımda dostum,
avcumdan bir bir kayıp gidenlerin ardından giderken.
kayıp gidenler…
ardından bakakaldıklarım….
dostum, gün de kayıp gidiyor avcumdan aslında, her geçen gün hayatımdan kayıp gidiyor. oysa daha hayallerim var benim; dost olmayı dilediğim yürekler var. almak istediğim meryemî soluklar var, ibrahimvarî dualarım var, yeni bir nesle dair…
dostum, batan güneşin ardından doğan güne soluksuz başlamak nedir bilir misin? aleme bir başka sûrette gelmek demek, bir başka vasıfla…birilerinin hüznünde solumaktır hayatı, birilerinin elinde yürümektir arzda. ve geç kalınmıştır artık! bedenin bürünmüştür sessizliğe, sensizliğe. ruh’un ulaşmıştır ötelere, özlediğine. etrafta bir sükût…ve gözyaşları…senin dilediğin gibidir ortalık; kalabalık ki mahşer kadar.
dostum, bilir misin aldığın soluğu vermediğin alemde adın nasıl anılır artık?
bilir misin, bu gözyaşları seni kurtarır mı artık?
….
heyhat!
ayrılık zor imiş dostum…
vardan, yârdan, sana ihtiyacı olan cân’dan…
….
bakıp kalıyorum dostum, avcumdan kayıp gidenlerin ardından. avcumu iyice sıksam -gidişlerini engelleme hayaliyle-; avuçlarım kanıyor mukadderata karşı geldiğim için. avuçlarımı açsam keder doluyor ahiri ayrılık olan hal için.
dostum, bana gidenlerin ardından gitmemeyi öğret!
kalabilmeyi öyle başı dimdik, ayakta; sabırla, şükürle, aşk’la..
bana ağlamamayı öğret; boğazımda bir düğümle yaşarken direnmeyi öğret. hıçkırıklarıma yaslanacak omuz ol. kayıp gidenler, başka surette geldiği vakit, bana dönüşün müjdesini sen ver.
dostluğumuz hatrına, yanımda ol; yandığım vakit içime su serpen ol!
sare nokta!
Mart/2008




