ölümden önce beşiği aşk/la kertilene
( ölümden önce beşiği aşk/la kertilene.. )
Korkuyorum henna’, sana değen kalem aşk kesilecek!
Konuşursa kelam, seni onlarda sevecek.
…
Sana mı düş/tü henna , düşmek dile? Bir gül iken evvel, rayihanla neşveyledi kıyamet bile!
Sen ki başımın tacısın! Baş ki, önüne akmış boş bir tas, c/isminle muamma... Tepeden tırnağa aşk kesildim , sorma! Aşk ki , her başa ayrı bela. Bela da imtihandan gelmedir cana. Öyleyse dövelim mi iştiyakımızı dualayla? Bil ki aşk, iki cami arası beynamaz , gözlerimizin farziyetini mübah bilen! Ki aşk değil midir, sütten kesilmeden büyüyen sübyan. Eyvah , daha doğmadan yetimlikle mi imtihan olunacaktı yavrumuz henna'm. Bak, işte yağmur, ılık ağlamaklı gözleri aynı sen… Sarıl/sana sırılsıklam! Ta tut bizi, ya bırakma! - ilk rüzgarla uğra - lütfen…
Buyur ...Yol senin ... Ölümden git henna’, ardın sıra meyilliyim.
En çok kendime dürüstüm bilirsin, yalancınım işte . Özledim, altını çiz! Adın mahrem kılınmış madem, bu ‘na’ faslı nerden düştü hecenin sol yanına . Kutsa , ömür helaldir sana. Tut, canım çıkar, tut can çık/ar, bir can kaça çıkar ? Toplasak, çift dil yanığı bir yar(a) ederdi ama, kan tutar beni henna’, tut , kanar!
Altı üstü hayat işte, bu nasıl keşişleme henna’?
Dağıldık yine henna’ , topla hüznümü, ayrılık işkillenmesin!
…
Ey son nefeste gözlerime işveli perde olan nefs billuru!
Ahh ne yanından tutsam adının , felahıma mai aşksın ! Sen , işraka doğ(rul)muş en katmerli günahsın! Bil ki, mesti hayranınım nar-ı ayazda! Yandım ve yandım! Ya sen henna’, ya ; illa sen! Ey şifa marazlı ahsen! Özlemek, çıldırmanın önsözü, en d/okunulası mahfî saifesiyse ölüm kitabetinin, ısla parmağını aşk/la, çevir ömrün dalını ! Böylesi iğfal ah ne arsızca! Oku beni hatmet , ruhuna bağışla ! Tozumu al, üfle cürmüme sesini henna’..
Yaşamak için gerektin sen... Peki ya şimdi vuslatın gerdeğinde , ölüme peçe indirmekte neyin nesi henna’?
Andolsun ki, sen ölümce güzelliksin..
boş'ol!
boş'ol henna’!!!
..
son talak aşkta!






