« Önceki | Sonraki »

23/4/2008

inşirah

Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…

İnşirâh…İnşirâh…İnşirâh…Hâra düştüm,dilime kan değdi yüreğime od.Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah…Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık…katran karası olmuş göğsümü bir açıver…Daraldım…Bir bakıver..

“Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?”(inşirah/1)

Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her
vakit,yağmur yağmur yüreğime,damla damla gözlerime düştün.Semalarda yerim yok bilirim,arşlardan ta ki gönlüme düştün.Yaralar bedenimde yol çizerken adeta,tuz değil ,sen gönlüme tılsım sürdün.

Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut n’olursun bırakma bilmediğim alemlere…Gece ve ben iki biçâre yine kapındayım.Soluklanmak istiyorum Ya Rab! Gece yeminli konuşmuyor benimle.Gece küskün bana, yalnız bıraktım onu gelirim diye.Gitmedim ona Ya Rab! Geceler bensiz geçti,seccadeler eşsiz,yıldızlar yoldaşsız kaydı.

Geceye söz verdim gelirim diye,gitmedim.İhanetim var ona..Gece yeminli..Ben sana bugün yalnız geldim.Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.Yıllanmış sevgilerin koynundan.Ayrılıklardan geliyorum.Yalnızlıktan…

Gönlümün tenhasından geliyorum.Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum.Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum.Ademin utangaç bakışlarıyla,Nuh’un terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum.Daraldım Ya Rab! ‘kabul’ ümidinin ferahlığıyla geliyorum.Yüreğim üşüyor artık,mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum.Aç Ya Rab n’olursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir.İçimin vahalarından kurtar beni.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet genişlet beni.

“Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü .”(inşirah/2)

Attın ey yar! Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık, yüzümü yere düşürmeye başlamışken,bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun.Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.Secdeye değen baş,merhametinle sana erdi.

Oysa ben bilemedim.Kirlenmiş yüreğimle,sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.Aydınlanmıyor gözlerim,yeşermiyor kırık düşlerim.Yoksa Ey Rab ben,sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…Züleyha kadar günahkarım,Yusuf kadar masum olmak isterdim oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.yüküm ağır…

Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim,hissizim,bir o kadar da cahilim…Al yükümü Ya Rab n’olursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni.Doğrult ki beni,yüzüm sana dönebileyim.Elimi sana açabileyim.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet doğrult beni.

“Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?”(inşirah/4)
Yücelttin ey yar! En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi.Mahlukata halife eyledin.İns-an makamında ruhuma can verdin..verdin de ben kıymetimi bilemedim.Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara.Her mevsim yağmur yağarken ruhuma,nadasa bıraktım kurak gönlümü.

Her insan ektiği biçer değil mi Ya Rab! Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü,kokusuz renksiz.Işığım bir mumun aydınlandığı kadar,verdiğim bir aldığım kadar fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.biraz mağrur,biraz bizâr,biraz da kendimi şekva ile geldim.Değersizliğimi bilerek,mecruh bir hal ile geldim işte…Sen şanımı yüceltirken,ben bir o kadar acziyetimle,nasır tutmuş ayaklarımla,

kör olmuş gözlerimle,karalanmış hanemle geldim.Kalbimi avcuma sıkıştırarak,rengini kimse görmesin diye saklayarak
getirdim.Amansızım,dermansızım,

fermansızım.N’olurs un Ya Rab yeniden yücelt beni gönül gözümden geçir beni.Gözyaşına gark eyle beni eyle ki insan bileyim kendimi.İnşirah inşirah inrişah ayet ayet yücelt beni.

“Yalnız Rabbine yönel.”

Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken,bilirim geri çevirmezsin beni kapından.

Nihayetsiz acziyetimle,dünyevi arzuların kıvrımlarından,yokuşlu yollarından,ben kendimden geçerek sana geldim bu gece.’kün’ diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman,ben ahvalimi dökerek sana geldim Ya Rab!.Benim sana anlatmaya halimi kelama ne hacet,sen beni bilirsin benim halim zaten aşikâr.Kurtar n’olursun bitsin artık bu esaret! Nefsanîyetin haysiyetini huzurda kırmaya geldim.Bakıp görmeyen gözlerimi sende açmaya,atıp yanmayan kalbimi sende yakmaya,her boşluğa sayan ama her daim seni anmayan dilimi konuşturmaya,sana muhtaçlığın şerefini başıma taç etmeye geldim.Sevdası her şeyden âlâ n’olursun aç yüreğimi ben senden bir inşirah istemeye geldim…İnşirah inşirah inşirah ayet ayet ferahlamaya geldim.N’ola ahh n’ola Ya Rab , ben sende kalmaya geldim.Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…

21/1/2008

Sensizliğe Sürgün Yüreğim

 

“neredesin?”

-   

“ben de oradayım, sessizliğinde… “

Aldanmışlıklarım, kazandıklarım… Bir ömür içine sığdırdıklarım… Yemeğe dalmış bu kalabalığın içinde, üzerimde beyaz kederim, yokluğunla evleniyorum. Bu defa başımı öne eğdiren hayâ değil sevdiğim.  

Sustun ya, günü gelmemiş seherlere, tanesi açmamış dallara, meltemi esmemiş baharlara kaldı sözlerim. Yollar açılıyor önüme. Sıra sıra, belli-belirsiz… Yol işte, sensiz… Ne kalır ki geriye?

Adımlarım dünde kaldı. 

Ne dağlara gücüm yetti, ne sevdana. Bana kırgın mahcubiyetim, yüreğimle birleşti. Şimdi sevmiyor beni, bende hiçbir şey. Ben, benden geçeli, sana varmayalı ve yokluğunu göreli, umursamıyorum söylenenleri.   

Durdum ben. Şimdi zaman ilerliyor, yollar, insanlar geçiyor, yanımdan. Bakıyorum da geçen yok geride kalanlardan. Bu yabancılık, bu ince matem yakışmıyormuş yaşıma. Dedim ya sevdiğim; ben benden geçeli, sana varmayalı ve yokluğunu göreli, umursamıyorum söylenenleri.  t.e

4/1/2008

Kanatsız Sevda

 

 

Ne desem anlatır yaralarımı?
Anlar mı maşuk, âşıkın hâlinden hiç…

Giden bahara takıldı kanatlarım, elimde kalan tüylerim; elimde kalem… Yazdıkça tükenir allı-pullu anılarım. Her kelimem uçuşur anlam arayışlarında… Ne desem aynı efsunda kayıp…

Turnaların zulmüdür, gözyaşlarıma sebep… Özgürlükler içinde esir çırpınışları, kıskandırır mı beni! Lakin rüzgâr; sevdiğim, oynaşıp da yalan sevdalarla, kırmasa belimi. Ben… Çok sevdim. Kanatlarımı bahar aldı. Yoksa kalır mıydım, ihanetlerine seyirci!

Bilirim, rüzgâr sığmaz haneme, kanatsızım artık taşımaz beni seması. Biçare vuslatlara düşmüş nasibim… Ama söyleyin ne olur, aldatmasın beni işveli turnalarla… Ben çok sevdim. Kanatlarımı bahar aldı.
Türküler söylerim, sonbaharı getirsin bana diye. Bu aydınlık canımı yakar. Güneş, neden parlar bu kadar? Solsun semamı kapatan bu yapraklar! Ah… Yangınım! Küllerimi bırakmaz ateş. Rüzgârım, vefasızım, es ki sönsün beyhude çırpınışlarım.
Atmacalar uçuşur başımda. Korkar mıyım, ölümden? Kaç sofra kurduk Azraille, kızıl seherlere… Yâr her gün atlarım aklımın uçurumlarından. Lakin anlamam, neden taşırsın atmacaları başımda? Zulmün kimedir? Hüznün kime? Ben çok sevdim. Vuslatlarımı bahar çaldı.

Ah vefasızsın sevdiğim, ben de seni böyle sevdim. Anla ki ne sema da ne yerde, özgür değilim. Bahar eski dostumdu, "gör" dedi, "rüzgârın ihanetini". Bilemedi, seni ben seçmemiştim. Kader dedikleri faili meçhul, beni çok önceden vurmuştu senle.

Ben sadece sevdim
kırıldı hâkimlerin kalemleri…
Yokluğunun köhne müebbedi bana düştü.

t.e